Pandemi döneminde kısıtlamalardan en çok 65 yaş üstü vatandaşlarımız etkilendi. Riskli grupta oldukları için aylarca evlerinden çıkamadılar. Yeni normalle birlikte kısıtlamalar kaldırıldı ancak vakaların artmasıyla birlikte birçok ilde yeniden çeşitli kısıtlamalar uygulanmaya başlandı. Bazı illerde düğün ve nişanlara katılmak yasak, bazılarında alışveriş merkezlerine gitmek… Ancak evde ya da huzurevinde kalmak yaratıcılığı ve yaşam coşkusunu engellememeli. Sevgili büyüğüm Mehmet Nursan Mor bir süredir evinden uzakta Kastamonu’da yaşıyor. Ama hayattaki coşkusunu ve yaratıcılığını kaybetmedi. Hepimize örnek olması gereken bir coşku ve mizah anlayışıyla yaşıyor. İşte yaratıcı yaşlımızın hikayesi…
1950 yılında Kadıköy Acıbadem semtinde doğdum. Ağaçlar, meyveler ve yemişlerle dolu büyük bir bahçede büyüdüm. Bu anlamda kendimi her zaman şanslı saymışımdır. Doğaya olan aşkım bu dönemde başladı. Mahallemizde seyrek aralıklı eski ahşap evler, geniş bahçeler, mükemmel güzellikteki çiçek bahçeleri ile bir tabloyu andıran manzaralar vardı. Gençliğim ve çocukluğum orada geçti. Mesleğimin aslına bakarsanız müzisyenlik olması gerekirdi, çünkü 1960 yıllarında henüz 10 yaşındayken sazı elime ilk aldığımda çalmaya başlamıştım. Fakat sonrasında farklı alanlarda özellikle en meziyeti gerektiren işlerle kendimi sınadım. Çok başarılı olduğum alanlar oldu. Bunlardan biri resimdi.
Ben 4-5 yaşlarındayken mahallemizden zaman zaman ayı oynatan adamlar geçerdi. Def sesini duyunca mahallenin tüm çocukları fırlardı evlerinden, sokaktakiler oyunlarını bırakır, etrafına doluşurduk. Komşularımız kalemi kağıdı elime tutuşturup bana bu ayıları çizdirmeye çalışırlardı. Bir seferinde utana sıkıla resmini çizmiştim. Herkes ne de çok beğenmişti. Bayağı takdir toplamıştım.
Sanata ilk ilgim 10 yaşında başladı. Farkında bile olmadan resme ilgi duymaya başlamıştım bile. Yeteneğimi ilk fark eden ilkokuldaki öğretmenim Kamil’e Hanım oldu. Hiç unutmam, hocam merhum Kamile Hanım, anneme “Mutlaka bu çocuğa güzel sanatlar okutun, çünkü resimde müthiş bir yeteneği var. Muazzam resimler yaptırıyoruz” demişti. Gerçekten de bana çok karmaşık yağlı boya tablolar yaptırır ve belli yerlerde sergilerlerdi. Yıllarca yağlı boya ve karakalem çalışmaları yaptım. Aslında resim hayatıma amatör olarak hep devam ettim.
Mehmet Nursan Mor’un çizdiği portrelerden biri
Fakat 10 yaşımda aslında abime alınan sazı ilk elime aldığımda, müzik bana kocaman bir dünya aralamıştı. Abimin sazını ondan habersiz alır gizli gizli çalardım. Bir gün abim bunu fark etti ve beni karşısına oturttu. Kocaman sazı kucağıma verdi. Bana ” Umarım çalarsın yoksa yandın.” dedi. Eğer çalamazsam çok büyük bir azar işiteceğimi biliyordum. Ben de en iyi bildiğim parçayı çalmaya başladım. Şarkı bittiğinde ve kafamı kaldırdığımda abimin yüzünde kocaman bir gülümseme vardı. Bana mızrabını uzattı. Çünkü o zamana kadar sazı abim mızrabını sakladığı için babamın jiletiyle çalıyordum. 14 -15 yaşlarımda İstanbul Korosu Orhan Dağlı hocanın halk eğitim merkezinde verdiği eğitimlere, saz ekibinde katıldım.
Zamanla denediğim diğer enstrümanları da, ilk elime aldığımda yıllarca eğitim almış gibi çalmayı başardım. Sanırım bu bana verilmiş büyük bir yetenekti. Odak noktam her zaman saz ve bağlama üzerine oldu. Yurtdışında Almanya’da saz ve bağlama ile profesyonel işler yaptım.
Mehmet Nursan Mor saz takımında oynuyor
Ayrıca söz yazarlığı ve beste çalışmalarımda oldu. Ve bu çalışmalarımı doğru insanlara ulaştırmak için ne kadar uğraşsam da, bu sektörde adınızı duyurmanız hele ki çevreniz yoksa oldukça güç. Bunu başaramadım. Edebiyat hocamız Abidin Kısakürek kompozisyon ödevlerinde bana hep çok yüksek notlar verirdi. Kompozisyon yazarken çok düşünürdüm ama sonra bir ananda kelimeler akıp gitmeye başlardı. Çok akıcı bir kalemim vardı. Ama bu alana pek konsantre olmadım. Aslında üzerinde fazla durmadım sanırım. Ama bu alandaki yeteneğim yıllar sonra şarkı sözleri denemelerimde ortaya çıktı. Hala sakladığım güzel sözlerim ve şiirlerim var. Özellikle önemli şeyleri akılda tutmak için belirli ölçülerde kafiye yaparak şarkı gibi sık sık söylediğim birçok dize oldu.
Aslında hayatıma müzisyen olarak başladım. Yurtdışında bağlama ustası olarak sahne aldım. Fakat öğrenim hayatımı makine mühendisi olarak tamamladım. Yurtdışından döndükten sonra ailemin ısrarıyla müzisyenliğe ara verdim. Böylece Denizyolları işletmesinde 23 sene devam edecek olan denizcilik mesleğine önce küçük motorlarda sonra büyük uzun yol gemileriyle başladım ve uzak denizlere açıldım. Mesleğimde çarkçıbaşılığa kadar yükseldim. Sonrasında emekli oldum. Birkaç serbest meslek denemesinden sonra özel sektörde uzun yol gemilerine 15 sene kadar devam ettim.
yaratıcı yaşlımızın yazdığı şiirlerden bazıları
Gemi seferlerine çıktığımda uzun süre eve dönme şansım olmuyordu. Bazen 2 bazen 3 yıl ailemdem uzak kalmak zorunda kalabiliyordum. Ben de her zaman onlarla geçirdiğim zamanı en güzel en değerli haline getirmek için çabalardım. En küçük kızım Hatice o henüz çocukken bir oyun oynardık. Onun için küçük evler yapardım. O da çok mutlu olurdu, onlarla saatlerce oynardı. Yıllar sonra, yaşlılığımda o modelleri gerçeğe dönüştürme ve ahşap bir ev yapma fırsatım oldu. Biraz uzun sürdü, özellikle nostaljik bir görüntü yakalayabilmek ve görselliğini daha da güzelleştirebilmek için ahşaptan yaptım bu da işimi daha da zorlaştırdı. Taş fırını bile ekledim.
Kızının oynaması için yaptığı maket evlerden biri
Pandemi aslında beni olumlu etkiledi çünkü benim için yalnız kalmak ve evde kapanmak rahatsız olduğum durumlar değildi. Kendi meşguliyetlerime gömüldüm. Pandemi döneminin bir noktasında kendi yapbozlarımı hazırlamaya başladım. Bu, bulmaca hazırlamak için kelime bilgisinden ziyade karşılaştırma tekniklerinin ve pratik zekanın ön planda olduğu bir alandı. Mükemmel bir kelime dağarcığınız olmasa da günlük dil ve küçük takviyelerle bunu başarabilirsiniz. Evde kalmak daha yaratıcı aktiviteler yapmamı sağladı. Türkler ’de ‘ durumu fırsata çevirmek’ diye bir tabir vardır ve ben de bunu başardım. Fırsatlardan yararlanmak bazen daha kolaydır çünkü içinden gelir. Belki zorlama ile olabilir ama bu aynı zamanda bir kişilik meselesidir.
Yaratıcı yaşlımızın yazdığı şarkılardan ve kendi yaptığı yapbozdan bir örnek
Yaşlılığa ihtiyarlık demek belki de daha doğrudur.. Herkesin yapmayı sevdiği bir şey olduğuna inanıyorum. Tüm yaşlılarımıza bunu bulmalarını ve kendilerini bununla meşgul etmelerini öneririm. Çabaladıkları sürece mutlaka bir şeyler üreteceklerdir. Belki de dünyada bir şeyler üretmek ve görmek kadar insanı mutlu eden çok az şey vardır. Bugün pandemi nedeniyle evlerine ve huzurevlerine kapatılan tüm yaşlılarımıza bunu tavsiye ediyorum.
Kendi elleriyle yaptığı tekne modelleri
Gençlere tavsiyem kimsenin kalbini kırmadan yaşamaları, sevdikleri iş ile meşgul olmaları ve onun peşinden koşmalarıdır. Ben yıllarca sevmediğim bir işte çalıştım ve başarılı olamadım. Bunu yıllardır deniz yaşamımda görüyorum ve hala denize ciddi bir şekilde bakamıyorum. Görmek bile istemiyorum, benim için gerçekten zor. Sevilmeyen bir işten başarıya ulaşmak çok zor.. Bırakın her şeyi aşkla yapsınlar.
Mehmet Nursan Mor
